BİR İSTANBUL HATIRASI

BURADASIN
istanbul-hatirasi_780x520-zo2axq6ep4

BİR İSTANBUL HATIRASI

 

Yaşadığın şehir özgür değilse, sen de özgür kalamazsın!..

Byzantion’dan İstanbul’a uzanan heyecan yüklü, tarihsel bir serüven…

Yedi hükümdar, yedi kadim mekân, yedi gizemli olay ve yalın bir gerçek

Türk polisiye romanın son dönemlerdeki en popüler ve nitelikli eseri… Anlaşılan Ahmet Ümit, artık bu alanda kendini kanıtlamış güçlü kalemlerden biri olmayı başardı.

550 sayfalık bir kitap. Dil sade, anlatım sürükleyici. Ard arda işlenen cinayetler, cesetlerin bırakıldığı tarihi mekânlar, avuçlarındaki altın sikkeler. Yedi günde yedi gizemli cinayet. Hepsi boğazından kesik yemiş, hepsi uyuşturulduktan sonra katledilmiş. Elleri bağlı, kolları ok gibi uzatılmış bir sonraki adresi işaret ediyor.

Herkes şüpheli bu romanda… Katil veya katiller koca bir muamma. Esrarlı bir perdenin arkasına gizlenmiş eller her gece ayrı bir kurbana uzanmakta. Kitabın bir sayfasında şüphelendiğiniz şahıslar bir sonraki bölümde yerini başka isimlere bırakıyor. Kuşkulanan her zanlının, cinayetleri işlemesinde kendisine göre haklı sebepleri var. Delil olabilecek izler de aynı paralelde çeşitli.

Kitabın, okuyucuyu şoke eden asıl kısmı ise gerçek faillerin ortaya çıktığı an. Şimdiye kadar hiç şüphe duyulmamış, kesinlikle ihtimal verilmemiş, isimleri zanlılar arasında hiç geçmemiş kişiler. Çizilen onca katil siluetinde akla gelmemiş, düşünülmemiş bu isimlerle karşılaşmanız gerçekten ürpertici. Hatta okuduklarınızın doğruluğundan emin olmak adına ilgili yeri birkaç kere okumayı deneyebilirsiniz.  Tabir-i caizse herkesin ters köşeye yattığı bir sürprizle karşılaşıyorsunuz.

Eserde İstanbul’un uzun geçmişi ve tarihi mekânları ile birçok bilgi ediniyorsunuz. Anlatılanlar mitolojik öykülerle süslenmiş. Bu kadim şehrin kuruluş hikâyesinden, surların yapılışına; payitahtta hüküm sürmüş koca imparatorlardan bakışları hüküm olan Sultanlara uzanan bir tarih şeridi içerisinde buluyorsunuz kendinizi. Körler ülkesinin mahiyetini, Çemberli taş’ın hikâyesini, Ayasofya’yı, Topkapı Sarayını, Yedi kule zindanlarını, Mimar Sinan’ın kalbine gömdüğü sevdasını, Teodara’dan Hürrem’e aşk ve ihtirasın değişmeyen yüzünü izliyorsunuz merakla.

Olaylar baş komiser Nevzat’ın ağzından anlatılıyor. Ali ve Zeynep cinayet masasındaki bu ekibin yakın zamanda evlenmeyi düşünen iki başarılı üyesi… Nevzat eşi ve kızını kaybetmiş, yıllarca yaşama küstükten sonra hayatına yeni giren bir heyecan ile tekrar yeşeren umutlarının peşinde… Demir ve Yekta, Nevzat’ın çocukluk arkadaşları… Balat’ın sislerle kararmamış zamanlarının samimi dostları. Bence romanın asıl kahramanı ise: İstanbul…

Bir hafta boyunca her gün ayrı bir tarihi mekâna bırakılmış cesetler ve bu esrarengiz cinayet zincirini çözmeye çalışan polis ekibinin yaşadıkları anlatılıyor. Öldürülen isimlerinin birbirleriyle olan alakaları, ortak düşmanları araştırılıyor. Maktulleri birleştiren nokta ise hepsinin İstanbul’un tarihi dokusuna zarar verecek inşaat ve turizm çalışmaları içerisinde yer almış olmaları.

Birçok isim belirlenir, sorgulanır. Ama bir türlü gerçek isimlere ulaşılamaz. İş adamı Adem Zeydan, Müze müdiresi Leyla Barkın, Çevreci derneğin başkanı Doktor Namık, radikal bir grubun içinde yer aldığı söylenen Ömer… Ama bu ustaca işlenmiş ve her biri ayrı bir mesaj taşıyan cinayetlerin altında hiç beklenmedik imzalar vardır.

Cinayetler soruşturulurken mobese kameraların akıllara gelmemesi, şüphelilerin teknik ve fiziki takibe alınmamaları, böyle karmaşık ve mühim bir soruşturmanın sadece üç kişilik bir ekibin insiyatif ve çalışmalarına bağlı olması, sayfalarca süren katil arayışının kitabın sonlarında sanki biraz aceleye gelmiş bir biçimde birden ve kısaca verilmesi bu romanda eleştirebileceğim birkaç nokta.

Kitabı yazdıktan sonra İstanbul’a hayranlığının artığını ifade eden Ahmet Ümit: “Bilmediğim o kadar çok şey öğrendim ki… Ben de bilmiyorum, çünkü ben İstanbul tarihçisi, kent sosyoloğu değilim. Karşılaştığım bilgilerin muazzamlığı o tarih, o kültür beni şaşırttı. Açıkçası bu kadarını ben de beklemiyordum. diyerek bu ilginç maceraya hayat verirken aslında bu şehrin hikayesini öğrendiğini vurguluyor.

 

Ahmet MERSAN

Bu Yazi Toplam da 1.331 defa okundu


Bu Yaziyi Paylaş :

BİR İSTANBUL HATIRASI Konusuna Ait Etiketler

Benzer Yazilar

img_8285

AŞK-ELİF ŞAFAK

Mayıs 26, 2016
tumblr_n53sgdyu8v1sxommmo1_500

KİMYA HATUN

Mayıs 25, 2016
P1110961

YUSUF İLE ZÜLEYHA

Mayıs 25, 2016
1e9724d419c4c3a413c4aabda79b3f2b_1299233486

ŞAH SULTAN

Mayıs 25, 2016
3491924472_5095871ff4

KATRE-İ MATEM

Mayıs 25, 2016

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?


TemaHEX