TUVALE DÜŞEN GÖLGE

BURADASIN
sonbahar

TUVALE DÜŞEN GÖLGE

 

Fânî ömür biter bir uzun sonbahar olur

Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, târümâr olur.

Mevsim boyunca kendini hissettirir vedâ;

Artık bu dağdağayla uğuldar deniz ve dağ.

Yahya KEMAL

Özlemiştik bulutları. Ihlamuru, kestaneyi; narçiçeğini, salkım salkım üzümleri… Korunaksız tenha bir sokakta sırılsıklam ıslanmaya hasretti ruhumuz…

Meğer kendimizle vakit geçirmeyeli ne çok olmuş öyle. Ağustos böceği gibi diyar diyar gezerek, dilimizde türkülerle geçirdik tüm yaz’ı. Biteceğine ihtimal vermediğimiz, uzadıkça uzayan gündüzler şimdi avuçlarımızda eriyor. Eve kapanıp pencereden yağmuru izlemeyi özlemişiz…

Ayrılık, gurbet; aldanış, kaçış ve yalnızlık…  Aslında isminin anılması bile hüzün veriyor. Sanki tüm buruk duyguların eş anlamlısı ’’sonbahar’’… Bulutlar kararıyor, doğa asıl renginden uzaklaşırken, kır çiçekleri tek tek soluyor. Karamsarlık ve yalnızlık hissi tüm gücüyle işliyor yüreklere. Sonbahar: Sarının en güzel tonlarının batan güneşteki eşsiz görüntüsü…

Güz, mevsimler içerisinde en hazin olanıdır. Bütün renkler ardı ardına solmaya başlar. Hazan mevsimi tabiatı perişan etmiştir. Tüm doğa pastelleşmiştir sanki. Sarı her yerin hâkimidir. Araştırmacı yazar Vedat Ali TOK, sonbaharı;  sevdiğine kavuşamayan âşığın, çektiği ıstıraptan dolayı sararan yüzüne benzetir. Büyük usta Baki ise güz mevsimini tasvir ederken, hazan yapraklarının sevgilinin bağa gelmesi için onun yoluna dökülüp saçıldığını ifade ediyor.

Güz’ün yüzünü göstermesiyle ağaçlar boyun bükmeye başlıyor. Üzerlerindeki tüm fazlalıklarından soyunmuşlardır artık. Yorgun meyve dalları uzun bir inzivaya hazırlanıyor gibi… Elemlerinden sararıp solan yapraklar tutundukları daldan medet kesip kendilerini boşluğa bırakıveriyor. Gökyüzü, hasret kaldığı koyuluğa kavuşma heyecanını yaşıyor bulut bulut. Mevsimlik işçiler, göçmen kuşlar, okula başlayacak minik yürekler ortak bir telaşı paylaşıyor. Sonbahar: Güneş bu mevsimde bir başka güzel batıyor.

Birçoğumuzun zihninin bir kıyısında yer etmiş ‘’Güz’’ tablosu vardır muhakkak. Çam, meşe ve palamut rahiyalarıyla sarhoş; uçsuz bucaksız bir ormanın göz alabildiğine uzanan patikasını düşleriz. Hazan yaprakları altın gibi ortalığa saçılmıştır. Her adımımızda, çıtır çıtır sesler çıkaran kuru yaprakların şarkısı yankılanır. Sabırsızlıkla toprakla bütünleşmeyi bekleyen turuncu renkler gelip saçlarımıza konar. Başımızı kaldırırız; ağaçlar çok uzun, gökyüzü ulaşılmazdır. Sonbaharın matemli yüzü her yere aksetmiştir. İşte o an yerden birkaç yaprak alırız, sıkıca kavrar; tüm dertlerimizden kurtulacakmışız gibi parçalarız avuçlarımızda. Hışırtı sesleri huzur vericidir. Sonra arayan gözlerle etrafa bakarız, ayrılık nameleri seslendiren bülbüllerden başka kimsecikler yoktur. . Toprağın, ruhun derinliklerine inen enfes kokusunu çekeriz içimize. Kimse bulamasın isteriz bizi, ayaklarımız pes edinceye kadar yürümek öylece, amaçsızca…

Sonbahar bir başka yönüyle yaşlılık ve ölümü çağrıştırır. Tazeliğin bitmesi ihtiyarlığın göstergesidir. İlkbahar, gençliğin nişanesi; güz ise tüm güzelliklerin kaybolduğu dönem… Bu mevsim; saçına, sakalına ak düşmüş insana benzetilir. Sararmış tabiat, hastalıklı yüzlerin işareti sayılır. Ayrıca dalından kopup rüzgârın etkisiyle toprağa savrulan yapraklar hasta insanın ölüme yaklaşmasını, toprağa girmesini düşündürüyor. Hazan, aynı zamanda hayatın geçici olduğunu hatırlatıyor insana. Zâtî, bu konuda:  “Hazan ömrün bekâsı olmadığının alâmetidirder.

Aslında kış’ın, çok daha acımasız ve soğuk bir yüzü var. Adeta bir ölüm mevsimidir. Ne gariptir ki sineleri sıkıştırıp, ruhları daraltan sonbaharın loş aydınlığı ve kurumuş yaprakları olur. Ölümden korkarız ama bizi asıl ürküten bu mutlak sona çaresizce yürümek, yaklaşmaktır. Güz mevsiminin ürkütücülüğü de belki tabiatın yaklaşan harabiyetini ilan etmesindendir. Birçok yazar ve şairi de hüzünlendirmiştir bu mevsim. Güneşin aydınlığını kısması korkunçtur.

Ünlü şair Cahit Sıtkı Tarancı da bu korkuyu yaşayanların başında yer alır. ‘’Her mihnet kabulümdür yeter ki gün eksilmesin penceremden’’ derken ruhunu işgal eden bu kasvetli düşünceleri haykırmıştır.

Aslında bütün yıkımına rağmen ‘’Güz’’ taze bir başlangıcın habercisi, yeni bir yaşamın girizgâhı hükmündedir. Ağaçlarda tek tük kalmış yapraklar ümidi, sabrı ve mücadeleyi hatırlatır. Bir süre sonra tekrar açmak üzere solan çiçekler, yapraklarında hayatın faniliğini ve sonsuzluğunu beraber yüklenir… Sonbaharın herkes için ayrı bir anlamı vardır. Hangi tonunu görmek istersek alacağımız mesaj o renktedir…

 

Ahmet MERSAN

BERCESTE DERGİSİ/102

Bu Yazi Toplam da 1.313 defa okundu


Bu Yaziyi Paylaş :

TUVALE DÜŞEN GÖLGE Konusuna Ait Etiketler

Benzer Yazilar

mmmajkdjksajkds

MEKTUPSUZ KALAN ZARFLAR

Mayıs 28, 2016
timthumb

BEKLEMEK

Mayıs 28, 2016
window-96719_640

DUVARLARIN GİZİ

Mayıs 27, 2016

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?


TemaHEX