İFTARA BEŞ KALA

BURADASIN
574841f918c773354ccefec4

İFTARA BEŞ KALA

Nihayet gelip çatmıştı vuslat anı. Aylardır merak ve heyecanla kavuşmayı beklediği ramazanın manevi havasını en derinden teneffüs ediyor, bu kutlu aya erişebilmenin verdiği mutluluğu yaşıyordu. Sevinç içindeydi Yusuf. Büyük bir şevkle orucunu tutarak sahur ve iftar arasındaki eşsiz vakti ibadet ve hayırla geçirmeye gayret ediyordu.

O gün ikindi namazını kılmak için camiye gitmişti. Namazdan sonra hemen ayrılmamış, yapılan mukabeleye katılmıştı. Günlük düzenli olarak kuran okumaya büyük önem veriyordu. Bu ay içerisinde yapılacak hayırların misliyle karşılık bulacağına yürekten inanıyordu. Dışarı çıktığında saatini kontrol ederek iftara daha epey bir vaktin olduğunu gördü. Biraz zaman geçirmek için yolu uzatmayı düşündü. Her zaman geçtiği yerin aksine biraz daha kalabalık ve uzak olan caddeyi tercih etmişti. Bir yandan yolun her iki tarafında sıralanmış çeşitli mağazalardan akşam için alışveriş yapanları izlerken bir yandan da bu kardeşlik ve hayır ayına kavuşmanın tarifsiz mutluluğunu içine çekiyordu. Işıkları geçtikten sonra tam sola dönecekken birden uzun zamandır görmediği Murat’la göz göze gelmiş, sevinçle birbirlerini kucaklamışlardı. Bir arkadaşının vesilesiyle tanışmıştı Muratla. Ne var ki bir süredir görüşemiyorlardı. Ayaküstü yapılan kısa bir sohbetten sonra Murat yarın için Yusuf’u iftara davet etti. Ailesinden uzak, öğrenci evinde kalan dostuyla özlediğini tahmin ettiği aile yemeklerini paylaşmak istemişti. Evlerinin yerini tarif etti. Bu arada telefon numarasını vererek bir aksaklık anında ona buradan ulaşabileceğini tembihledi. Ardından iki dost tekrar selamlaşarak sonraki gün buluşmak üzere ayrıldılar.

Yusuf bu teklife çok sevinmişti. Ramazan ayında gurbet bir başka oluyor, öğrenci evinde tek başına açtığı iftarlar hasretini katmerleştiriyordu. Arkadaşları çoktan memleketin yolunu tutmuşlardı. Yusuf kaldığı yaz okulunun son derslerini veriyordu. Değişik bir ortamda iftar açmak heyecan vericiydi.

Ertesi gün her zamanki gibi Camide kılınan ikindi namazı ve okunan Kuran’dan sonra Yusuf bir süre çarşıdaki kitapevlerini dolaştı. Yabancısı olduğu bu şehirde akşam trafiğine takılmak istemiyordu. Tarif edilen adrese gitmek amacıyla dolmuşa bindi. Muratların evi epey uzak, şehrin izbe bir yerindeydi. Yeni bir yerleşim alanı sayılırdı. Kısa sayılmayacak bir dolmuş yolculuğundan sonra adresi aramaya koyuldu. Burada çeşit çeşit siteler vardı. Yusuf bir müddet yürüdü ne var ki ‘’tepenin kuzeyi’’ diye tarif edilen yerde binalar birbirini andırıyordu. Birini bir diğerinden ayırt etmek zordu. Yusuf arkadaşından ayrılmasının hemen sonrasında bina numarasını unutmuş, verilen açık adres ve tarifle yeri bulabileceğini sanmıştı. Adresi bir yere kaydetmediğine hayıflandı. Neden sonra Murat’ı aramak geldi aklına. Sıcaktan terlemiş sağ cebinden telefonunu çıkarttı. Numarayı bulmak için tuşlara bastı. Ama o da ne. Telefonun şarjı bitmiş olmasın mı? Dolmuşta canı sıkılınca telefonundaki oyunlarla vakit geçirmeyi denemiş, şarjını kontrol etmeyi ise hiç düşünmemişti. Birden yüreğinin burkulduğunu hissetti. Ne adres ne de numara vardı. Vakit daralmıştı. Bu tenha yerde telefonunu şarj edebilecek bir yer de gözüne çarpmamıştı. İftara az kalmıştı. Yusuf tüm ümidini kaybetti. Artık evi bulamayacağını anlamıştı.

Yiyecek bir şeyler atıştırmak için şehre dönmeye karar verdi. Hemen az ileride yolcu indirmekte olan dolmuşa aceleyle yetişti. Bu iftar vaktinde merkeze gidecek kimse olmadığından araba oldukça tenhaydı. Şoför dönüşte alacağı yolcuları düşünerek hızlı bir şekilde yola koyuldu ve çok geçmeden şehir merkezine vardılar. Yusuf üzgün bir şekilde bu vakitte ne yapabileceğini düşündü. Gözleri hüzünle kaldırımları arşınlıyordu. Biraz yürüdükten sonra birden bir sesle irkildi. 20 yaşlarında hafif sakallı bir genç,’’ Oruç musun kardeş?’’ diye sesleniyordu. Duraksadı Yusuf ve ardından gencin önünde durduğu yerin bir lokanta olduğunu fark etti. Bir an için aklından geçenlerin doğru olmasını diledi Rabbinden. Ve ‘’Ee evet’’ diye yanıtladı. Akşam ezanı okunmak üzereydi. Hayırsever bir esnaf yaklaşık 25 kişilik bir gruba iftar yemeği vermek istemiş, evin rahat olmayabileceği düşüncesiyle böyle bir yer ayarlamıştı. Onlardan başka kimse yoktu. Hazırlanan yemekler gelenlerden daha fazlasına yetecek kadardı. Yemeklerin israf olmaması için gençlerden birini kapı önünde görevlendirmişlerdi. En azından birkaç oruçluyu daha sofralarına davet etmeyi planlamışlardı. Yusuf bir anda kendini tebessümkar, samimi çehrelerin olduğu masada buluverdi. Yüzünde tatlı bir gülümseme ve şükür hali geziniyordu. Kısa bir tanışmadan sonra yemeğe geçtiler. Ramazanın bereketiyle donanmış sofrada envai çeşit yiyecek vardı. İştahla yemeğe başlamış, ardından birbirlerine hatırlattıkları sünnete uyarak tabaklarını bitirmişlerdi. Yapılan yemek duasıyla Rableri’ne nimetlerinden ötürü bir kez daha teşekkür ettiler. Yusuf, hep iyi insanlara rast gelmesinden ve bu kardeşlik sofrasından ötürü iki kere daha şükretti… ‘’Rabbim sana sonsuz şükür, sonsuz hamd Sana’dır’’ dedi…

 

Ahmet MERSAN

Bu Yazi Toplam da 1.152 defa okundu


Bu Yaziyi Paylaş :

İFTARA BEŞ KALA Konusuna Ait Etiketler

Benzer Yazilar

mmmajkdjksajkds

MEKTUPSUZ KALAN ZARFLAR

Mayıs 28, 2016
timthumb

BEKLEMEK

Mayıs 28, 2016
window-96719_640

DUVARLARIN GİZİ

Mayıs 27, 2016

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?


TemaHEX