BEKLEMEK

BURADASIN
timthumb

BEKLEMEK

 

Ümit etmekle geçiyor ömrümüz…

Uzakta olanı, özlem duyulanı, erişilmezi gözlüyor yüreğimiz.

Aradaki mesafeler sanki değer katıyor düşlerimize. Gelmesini umduğumuz ne kadar ulaşılmazsa o denli kıymetlimiz oluyor.

Her şeyin daha iyi olacağına dair inancımız, aksiyle yüzleşinceye dek sınırsız bir yaşama gücü aşılıyor ruhumuza… O bir türlü gelmeyen ‘’meçhul an’’ hayata tutunmamızı sağlıyor.

Doğum ve ölüm arasındaki kısa çizgi ne kadar uzayıp fanilikten sıyrılmaya çalışsa da; evet ile hayır arasındaki sonsuz mesafeye ulaşamıyor bir türlü.

Bir mahpusun gürültülü bir kalabalığa ve ay ışığına olan hasretini anlatmaya hiçbir kelimenin gücü yetmez… Serçeler umutla kanat çırpar. Sararmış yapraklar baharın tekrar geleceğini bildiklerinden rüzgâra darılmazlar. Susuzluktan çatlamış vefakâr toprak, yağmurun kendisini terk etmediğinden emindir. Hayatı gözyaşlarıyla selamlayan bebek, yürüyüp koşabileceği günlerin hatırına sesini alçaltır.

‘’İnsan aceleden yaratıldı’’ diyor ayette… O kadar acil ki tüm ihtiyaçlarımız! Olmasını istediğimiz sayısız şey var hayatta. ‘’Sabır ve ümit’’ bu uğurda kollarına sarıldıklarımız…

Balzac ‘’Beklemesini bilenin her şey ayağına gelir’’ diyorken,

Lawrence ‘’Bekleyen bulur’’ demiş…

Demek ki isteğimize/istediğimize kavuşabilmenin ön şartıdır beklemek.

Aslında beklemeyi sevmez insan. Fıtratıyla uyum içindedir bu konuda. Ne var ki yücelebilmek için beklemek gereklidir. Kimi zaman için hüzündür beklemek, kimi zaman da sevinç ve heyecan. Görmek istediğimiz gibidir her şey…

İstasyon durakları ve otogarlar, bir tarafında coşku diğer yüzünde ise acı bir burukluk taşıyan ‘’beklemenin’ konukluğuna ev sahipliği yapmaktadır. Gelecek olanlar pek seçkin, bekleyenler ise sabırsızdır. Ayların, yılların yarım bıraktığı hayat hikâyeleri tamamlanmak üzeredir. Yolu gözleyen ve yolcu aslında birbirlerinden habersizce aynı yolculuğu paylaşmışlardır. Beklemenin taşıdığı koyu hasreti beraber yüklenmişlerdir.

Gün olur bir ses; gün olur bir nefes ister insan, yalnızlığına. Göz kapıda, kulak telefondadır… Belki eskisi gibi güvercin ayaklarına dikkat kesilmesek, postacılardan medet ummasak da beklemenin heyecanı hep bizimledir…

Her gelen, gelecek olan sevindirici olmayabilir. Keşke beklemeseydik dediğimiz, beklediğimize değmediğini belirttiğimiz de oluyor elbette. Aleaxander Pope: ‘’Hiçbir şey beklemeyenlere ne mutlu, hiç hayal kırıklığına uğramazlar’’diyor. Düş kırıklığı ihtimal insanları beklemenin verdiği lezzetten vazgeçirir mi bilmiyorum ama o tarifsiz duyguyu yaşamanın bir ayrıcalık olduğu kesindir.

Bir düşünür ‘’Gene de bir iştir beklemek. Bekleyecek bir şeyi olmamaktır korkunç olan’’ diyerek olaya bir başka pencereden bakmamızı sağlıyor…

Tercih ise size kalmış. Sularında sevinç ve burukluğu gizleyen bekleyiş dalgalarının kime ne getireceği bilinmez ama her şeye rağmen insanın beklemeye dair bir nedeninin olması güzel…

 

AHMET MERSAN

TEMRİN DERGİSİ/34

Bu Yazi Toplam da 1.890 defa okundu


Bu Yaziyi Paylaş :

BEKLEMEK Konusuna Ait Etiketler

Benzer Yazilar

mmmajkdjksajkds

MEKTUPSUZ KALAN ZARFLAR

Mayıs 28, 2016
window-96719_640

DUVARLARIN GİZİ

Mayıs 27, 2016
kirik-ayna

SIRLI ÇERÇEVE

Mayıs 27, 2016

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?


TemaHEX