HATIRA DEFTERİ

BURADASIN
hatıra-defteri

Ne yazmalıyız ki kirlenmesin beyazlar! 
Birçoğumuzun çocukluk yıllarını süsleyen ”hatıra  defterlerini” anımsıyorsunuzdur.
Hani üzerinde küçük asma kiliti olan, ön tarafında sonbaharın sararmış yapraklarıyla bezenmiş patika yollar, günbatımının insan ruhuna hüznün ve ayrılığın buruk tadını yaşatan tasvirlerin yer aldığı, herkesten köşe bucak sakladığımız çocukluğumuzun bizi terk etmeyen o sadık dostları.

Genelde kız çocuklarının merakıdır hatıra defteri tutmak.
Öğretmen masasının önünde usulca sıraya girip büyük bir mihnet borcu içindeymiş gibi öğretmeniyle göz göze geleceği an’a odaklanmak.
Tarifi zor o lahzanın lezzetini ancak o anı yaşamış olanlar bilir.
En temiz sayfalar özenle seçilir, belirlenir; gizli bir hazinenin kapağı aralanır gibi heyecanla kapaklar açılır; ak sayfalar kalemle yüz yüze gelmenin mahcubiyetiyle sessizce üzerine yazılacak nameleri bekler…
Masum gözlerdeki sabırsız bekleyiş, mürekkebin kâğıda aksetmeye başlamasıyla bir mutluluk ve gurura dönüşür. Bir büyüğünden birkaç cümle de olsa pay koparabilmek defter sahibine hissedilmesi zor bir ayrıcalık yaşatır…

Yıllar sonra sıraları bir bir devirip, zaman değirmeninin altında nice sular geçtikten sonra, minik asma kilitli defterlerde yazılacak yer kalmayınca  biz yazar olduk artık yenilerine, heyecan ve ümit içerisinde parıldayan gözlerin sahiplerine.
Ve anladık ki karşımızda yazımızın bitmesini tatlı bir coşkuyla bekleyen çocuğun halinden çok daha zormuş masanın diğer tarafında olmak. Bize masum yüreklerinin yansıdığı en temiz sayfaları ayıran çocuklara ne yazmalıyız ki kirlenmesin beyazlar.
Hem o sıralardayken farkına varamadığımız ayrılık ve hasretin acımasız ağırlığı daha bir biniyor insanın sırtına. Ardından gelecek firak ve özlemin saklanması, bastırılmasıdır belki de bir yönüyle hatıra yazmak.
Bir terkin habercisi.
Zoraki olsa da. Her bir terk ediş bir unutmaya gebe.
Terk ediş ve unutma. Ne acı iki kelime.
Düşündükçe içine gömülen.

Nazar-ı itibarlardan kaçmayan bir başka nokta ise günümüzde hatıra defterlerinin boyutlarının değişmesi, hep gurur duyduğumuz beyaz sayfaların ebemkuşağını andıran envai çeşide bürünmesi, gönül pınarlarına uzatılan düz sayfaların karelenmesi, renklenmesi.
Demek her şeyde olduğu gibi bu vefakâr dostlar da yavaş yavaş yitiriyorlar mazilerini.
Bin bir özenle çizilen, arasından ok geçen kalpler; Usta bir ressam fırçası edasıyla yapılan süslemeler, sepet sepet yumurta- sakın beni unutma tekerlemeleri günden güne çocukların tozpembe dünyasından uzaklaşmakta, hazır şablon, resim ve süslemeler ne yazık ki burada da emeğin yerine geçmekte.

Gerçi artık hatıra defterlerinin neredeyse tedavülden kalkmaya hazırlandığı şu dönemde  isterseniz bu kadar da üstlerine gitmeyelim bu eskimeyen, sadık dostlarımızın.
İnternet dünyasına, sanal sayfalara, ömrü bir fişe bağlı yaşayan bloglara karşı girişilen bu amansız mücadelede biz safımızı yine de beyaz sayfaların, çocukların yanında tutalım…

Ahmet MERSAN

Bu Yazi Toplam da 1.470 defa okundu


Bu Yaziyi Paylaş :

HATIRA DEFTERİ Konusuna Ait Etiketler

Benzer Yazilar

mmmajkdjksajkds

MEKTUPSUZ KALAN ZARFLAR

Mayıs 28, 2016
timthumb

BEKLEMEK

Mayıs 28, 2016
window-96719_640

DUVARLARIN GİZİ

Mayıs 27, 2016

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?


TemaHEX